Onur Air Magazine

ONUR AİR ŞUBAT, 2013

Olça Tansuk: ‘ Camın Işıkla devinimini seviyorum ’

By Lalehan Uysal

Ressam ve mozaik sanatçısı Olça Tansuk, modern mekânlara yaptığı fonksiyonel tasarımlarla dikkat çekiyor. Eserleri sergi salonlarından hayata akıyor adeta. Onun cam ve resimle olan hikâyesini dinleyelim.

Çalışmalarınız çok renkli ve hayatın içinden. Birçok alanda fonksiyonel tasarım yapabilmenizin sırrı ne?

Öncelikle her çocukta olduğu gibi küçük yaşlardan beri resim yapmak, içten gelen bir duyguydu benim için. Sanatçı ruhlu bir aileye sahip olmakla birlikte güzel sanatlar eğitimi almam da beni etkiledi. Tabii camın ısı ve ışıkla olan deviniminin benim ruh dünyamda yarattığı dönüşüm de farklı malzemeler tasarlamaya ve üretmeye teşvik etti.

Bir fikir geliyor ve bir ürüne mi dönüşüyor? Fikirden ürene giden yolculuğunuzun adımları neler?

Görsel günlükler halinde çoğu zaman yanımda taşıdığım bir defterim var. O an çizdiğim bir eskiz, bir görüntü ve bir düşünce ya bir resme ya bir cam mozaiğe ya da ışıklı bir panoya dönüşebiliyor.

Sizi en çok heyecanlandıran aşama nedir?

Soyutlamanın sona erdiği ve en son ortaya somut bir şey çıktığı an yok mu… İşte o anlar çok heyecan verici.

En çok hangi malzemeyi seviyorsunuz?

Picasso’nun da dediği gibi, “Sanatçı, her yandan gelen duyguların toplandığı bir depodur.” Gökyüzünden, yeryüzünden, bir kâğıt parçasından, geçip gitmekte olan bir şekilden, bir örümcek ağından… İşte bu nedenle dönemsel olarak nesneler arasında bir ayrım gözetmeksizin her türlü malzemeyi bir arada kullanmayı seviyorum. Ve tasarlarken etrafınızdaki bir sürü şeyi gözden geçiriyorsunuz.

İç ve dış dekorasyonlar için büyük alanlara yerleştirilmiş çalışmalarınızla tanınıyorsunuz. Bazıları cam, bazı-ları ayna, çoğunlukla da mozaikler. Bu çalışmalarınızdan söz eder misiniz?

Bunların bir kısmı ev ya da iş yerlerine yapılan özel tasarımlar. Örneğin son dönemde Boğaziçi Üniversitesi’nde Harikalar Mutfağı’na yaptığım fayans mozaik çalışması olan bir zeytin ağacı var. Ve Edremit Kaz Dağları’nda Çamtepe Yaşam Merkezi’nde döngüyü simgeleyen ve kumlamayla mozaik tekniğini birlikte kullandığım yuvarlak pencereler… Ayrıca Münih’te bir doktorun kliniğine tasarlanan “Gökkuşağındaki Dans” konseptli ışıklı panolarla birlikte İstinye Baps-Body Arts Pilates Stüdyosu’ndaki masaj odalarına yapılan lambalar ve 120 cm çapındaki, cam mozaik çalışması olan bombeli ışıklı pano çalışmasından bahsedebilirim.

Bir seri işinizde kusursuz mandalalar var. Neden mandala?

Göz ilk dairedir, onun oluşturduğu ufuk ikinci daire. Gözlerimizi ve kalbimizi açarsak, doğanın sonsuz zenginliğinde, çiçeklerde, ağaçlarda, kuşların yuva yapısında, kristallerde ve moleküller olarak sürekli yenilenen şekillerde sayısız mandala yapıları bulabiliriz. Mandala ve sembollerle ilgili ilk yola çıkışım, Hindistan’daki kolamlara çok benzeyen, 14’üncü yüzyıl Osmanlı Saadet Düğümleri’ni yorumlamak isteği olmuştu.

Farklı ev objeleri de tasarlıyorsunuz. Bunlar neler ve nerede?

Gerek Anadolu motiflerini ve şifa sembollerini kullandığım yuvarlak aynalar gerekse çeşitli illüstrasyonlarımı yansıttığım ve farklı çevrelerle buluşturduğum, renk etkili olan ayna işlerimi çok renkli bir tasarım dükkânı olan Karaköy’deki Atölye 11’de bulabilirsiniz. Büyüklüklerine göre fiyatlar 100 – 250 TL arasında değişiyor. Cam mozaik resimli panolarla, ışıklı narları da buradan temin etmek mümkün.

Farklı yaş gruplarıyla eğitim çalışmaları, atölyeler yapıyorsunuz. Aklınızda kalan, unutulmaz bulduğunuz bir atölye çalışması oldu mu?

İki yıl önce İzmir Alsancak’ta, tarihi Fransız Hava Gazı Kültür Merkezi’nde Sağlık Lisesi kız öğrencilerine cam mozaik atölye çalışması düzenlendi. Çok kalabalık ve zevkli bir atölyeydi. Ortaya çıkan işler, halen büyük ışıklı bir panoda Belediye Sarayı’nda sergileniyor. Ve üç yıl boyunca Elim Sende Derneği’nde çocuklarla mozaik ve yaratıcı atölye çalışmalarında bulundum. Burada Anadolu’dan gelen daha kalabalık ailelerin çocuklarıyla çalışmak da ayrıca benim için eşsiz bir deneyim oldu.

Çalıştığınız yeni bir proje var mı?

Şu an dileğim, taş ve çok çeşitli malzemeler üreten heykeltıraş babamla birlikte Ayvalık’ta bir atölye ve satış dükkânı açmak. Bu konuda çalışıyorum. Bir yandan yeni ürünler hazırlarken bir sergi projesine yönelik de galerilerle görüşüyorum.

Olça Tansuk kimdir?

1978’de İstanbul’da doğan Olça Tansuk, İzmir Buca Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi ve ardından Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik-Cam bölümünü bitirdi. Çeşitli kurumlarda sanat eğitmenliği, cam alanında ise tasarım çalışmalarına cam fabrikası ve çeşitli atölyelerde devam etti. müzik ve sanat festivali organizasyonu, kişisel ve karma sergiler, çocuk ve yetişkinlere yönelik yaratıcı atölye çalışmaları ve çeşitli sanat projelerini sürdürüyor.

“Sanatçı, her yandan gelen duyguların toplandığı bir depodur. Gökyüzünden, yeryüzünden, bir kâğıt parçasından, geçip gitmekte olan bir şekilden, bir örümcek ağından…” diyen Picasso’ya atıfta bulunan Tansuk, “işte bu nedenle dönemsel olarak nesneler arasında bir ayrım gözetmeksizin her türlü malzemeyi bir arada kullanmayı seviyorum” diyor.
———————